Yazar: Uğur Güney Subaşı
İlikli Cübbeliler!
Sanıyorum 2015 yılıydı. Dönemin Amerikan Başkanı Barack Obama, Amerikan Kongresi’nde geleneksel “Birliğin Durumu” konuşmasını yaparken o sırada salonun her tarafını hınca hınç doldurmuş olan kongre üyelerinin …
SeloCAN’a açık mektup
Merhaba serokémin, dembaş başkanım, Benim adım Uğur Güney Subaşı. İnsanların delirmekten “dellenmeye” çok kısa sürelerde kolayca geçebildiği, bereketli toprakların başkenti sayılan güzel Adana’mızda o karanlık, kaos …
Neden?
Diyelim ki ben yanılmış olayım ve kısa bir süre önce Mehmet Baransu’yu şu ana kadar hiç ziyaret etmediği için kendisini kıyasıya eleştirdiğim ve bu sebeple de …
Bir İdam Romanı!
Hatırlıyorum da, okumayı söken ilkokul öğrencilerinin öğretmenleri tarafından kırmızı kurdele ile ödüllendirildiği o sessiz sakin 80’lerde tüm çabama, tüm isteğime rağmen okuma ve yazma işini bir …
Torinolu Gömlek
Sümerbank tipi mağazalara oranla ürün çeşidinin çok daha fazla ve tabii kaliteli olduğu Adana Astron Magazası’nda lise mezuniyetim için annemle birlikte kendime şöyle afili bir pantolonla …
Bir AKP Seçmenine açık mektup
Allah’ın bildiğini kuldan saklamanın hiçbir gereği yok benim güzel kardeşim. Birbirimizi günahımız kadar sevmediğimizi, birbirimizden doyasıya nefret ettiğimizi ve hatta bizim imkanımız olsa, sizin hiçbirinizin olmadığı …
Senin türüne siyaset yok evlat!
Ringlerde kelebek gibi uçup arı gibi sokan efsane eldiven Muhammed Ali’nin, ülkesine gönülden bağlı “genç ve heyecanlı” Cassius Clay’den, 1960 Roma Olimpiyatları’nda büyük bir azimle kazandığı …
Fahri Ağabey!
“Oğlum atar şimdi bir üçlük, kazanırız!.” Özellikle lise yıllarımda oynamaktan büyük keyif aldığım ve hani fena da oynamadığımı düşündüğüm basketbol sporunda zamanında kullandığım birçok üç sayılık …
İmparatordan Kral’a!..
Roma takımının efsanevi bir kaptanı olarak değil, aynı zamanda şehrin yaşayan “son imparatoru” olarak da tarihi Stadio Olimpico’nun yeşil zeminine eşi ve çocuklarıyla birlikte son kez …
Size Hakkımızı Helal Etmiyoruz! (İkinci Bölüm)
O malum saldırıda yaralanan oğullarının durumunu öğrenmek üzere eşi Emine Hanım’la birlikte hastaneye panikle koşan baba Şenyaşar’ın, önce serum şişelerinin kırılıp vücudunun itinayla kesilerek, sonra oksijen …